Derin bir okyanustur HZ. Ali

Reklamı Kapat

Hazreti Muhammed'in peygamberliğine ilk iman edenlerden, İslam'ın dördüncü halifesi Hazreti Ali, 1358’de şehit oldu.
Ali bin Ebî Tâlib (r.a.), ortaya yakın kısa boylu, koyu esmer tenli, iri siyah gözlü olup sakalı sık ve geniş, saçları dökülmüştü. Yüzü güzeldi, gülümserken dişleri görünürdü. Kuvvetli bir vücut yapısı vardı. Omuzları geniş, elleri sertti.
Hz. Ali (r.a.); âbid, kahraman, cesur, hayırda yarışan, takvâ sahibi ve son derece cömertti. Onun; cömertliği, insaniliği ve Resûlullah’a olan yakınlığıyla edindiği büyük manevî miras, kendisini asırlardır halk inançlarında dasitani bir kişiliğe büründürmüştür.
Hz. Ali (r.a.) ölümden korkmayan bir cengâverdi. Ölümden neden korkacaktı ki? Allah Resûlü, onu Cennet’le müjdelemişti. Cennet’e gideceği kesin olan bir insan ölümden hiç korkar mı? Bu sebeple kiminle mübarezeye çıksa mutlaka onu mağlup ederdi.
O, ilim, takva, ihlâs, samimiyet, fedakârlık, şefkat, kahramanlık, şecaat ve İslâm’ı tebliğ gibi yüksek ahlâkî ve insani vasıflar bakımından müstesna bir mevkîye sahipti. Cesaret ve şecaati ile gönüllerde yer edişi onun, “Haydar-ı Kerrâr” ve “Şâh-ı Merdân” sıfatlarıyla tanınmasını sağlamıştır.
Hz. Ali (r.a.) son derece kanaatkâr, zahid ve kifayet miktarı dünyalıkla iktifa eden bir şahsiyetti. O; Fâtıma (r.a.) ile evlendikleri vakit yataklarının bir koyun derisinden ibaret olduğunu bildirmektedir.
Hz. Ali (r.a.) çokça gözyaşı döküp muhaliflerinin iman ve hidayetleri için dua edecek kadar hassas, takva sahibi ve kâmil bir mü’mindir.
Her şeye ibretle bakar, uzun uzun tefekkür ederdi. Allah korkusundan yetim bir çocuk gibi ağlar, hasta bir insan gibi tir tir titrerdi. İbadeti çok sever, riyazata devam ederdi. Az yemeyi, çok ve büyük işler yapmayı severdi. Dini aziz tutar, yoksullara çok şefkat, merhamet ve muhabbet beslerdi.
Ümmetin malını ümmete dağıtırken de son derece titiz davranır, kimsenin hakkına tecavüz etmezdi. Öylesine mütevazı giyinirdi ki görenler onu çok fakir zannederlerdi. Kendisini Kûfe’de görenler, kışın soğuğunda ince bir elbise ile câmiye gittiğini naklederler.
Dırar el-Esedi, bir gün kendi sorusu üzerine Muaviye'ye Hz. Ali'yi şöyle anlatmıştı: "Hz. Ali, son derece ileri görüşlü bir insandı. Sözün doğrusunu söyler, her davayı hak ile çözerdi. Ali, ilim ve hikmetin feyizli bir kaynağıydı. Dünyanın gösteriş ve süsünden nefret ederdi. Gecenin karanlığında mescide gelir, düşünür, ibadet eder ve ağlardı. Dindar ve takva sahibi insanları severdi. Fakir ve ihtiyaç sahiplerine yardım ederdi. Güçlü olduğunu sanarak başkalarına haksızlık edenlerin düşmanıydı. Güçsüz olduğu için hakkını savunamayanlar, onun adaletine güvenirlerdi. Dünya hiçbir vakit onu aldatamadı…"

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Bilal Yiğit - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Baba Haber Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Baba Haber hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Baba Haber editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Baba Haber değil haberi geçen ajanstır.