Aldatmadan aldanmadan yol alanlar

Zamanında dergâhın birinde derviş adayı artık eğitiminin bittiğini, bu yolda aldığı ilim ile talebelik yolculuğunun dervişliğe döndüğünü iddia ederek dergâhtan ayrılmak ister. Henüz hazır olmadığı söylense de ısrarı üzere icazet verilir. Verilir ama döneceği de bilinir...
İcazetini aldığı için sevinçle hizmet edeceği beldeye doğru yol alırken ezan okunur ve en yakın camide vakit namazını kılar. Namazın sonunda hocanın vaazını dinlerken itiraz eder ve "bu söylediklerin yanlış, insanları yanlış yönlendiriyorsun" der. Bu durumdan hoşlanmayan hoca hiddetlenir ve "Allah'ın ayetlerini inkâr ediyor, vurun kafire" der. Bunun üzerine tüm cemaat dervişe var gücüyle saldırır. Haklı olmasına rağmen dayak yiyen derviş dergâha dönerek durumu hocalarına anlatır. Bir müddet daha dergâhta kaldıktan sonra bu defa gerçekten hazır olan derviş icazetini alır ve yola koyulur. Aynı camide vakit namazı kılmaya gider. Namazın sonunda tam hoca vaaz verecekken durun diyerek cemaate şöyle der;
"Ey cemaat, bu hoca var ya bu hoca, öyle mübarek bir zât ki, onun saçından bir tel alan cennete gider."
Tüm cemaat cennete gitme ümidiyle cami hocasının saçını başını yolar...
Hikâye özetle böyle. Ancak bizler ne eksik ya da yanlış bilgi vererek aldatan olduk, ne de aldanan olduk. Kafamızda da yolunacak saçımız yok. İlmi siyasetin sadece siyasi parti çatısında yapılmadığını ve hatta siyasetin âlâsının hayatın içinde hep olduğunu öğrendik. Bizi övüp hedefe koymalarına artık izin vermiyoruz.
Bir yandan şehirde yetişmiş insanların gittiğinden, şehrin sosyolojik yapısının bozulduğundan dem vurup, öte yandan o yetişmiş insanları her fırsatta yerden yere vuran ve hatta iş yapacak insanları türlü sözlerle devre dışı bırakacak insanlara karşı duruşumuz belli. Bu ülkenin ekmeğini yemiş suyunu içmiş her vatan sevdalısı gibi ülkeye hizmetimiz devam edecek. Yılların tecrübesini birileri istemiyor diye heba edecek kadar vazgeçmedik ne kendimizden ne de ülkemizden.
Her fırsatta birleştirici cümleler kurup, bizi birbirimize düşürmelerine izin vermeyecek olgunluğa ulaşmışken kadının çocuğun, gencin yaşlının, insanın hayvanın bize ihtiyaç duyan her canlının umudu olmak için yürüdüğümüz yolda, yanımızda değilseniz de yolumuza engel olmayın yeter.
Hiçbir zaman "EN" olma iddiası gütmeden, gücümüzü vatan sevgisinden alarak, hırlarımızdan arınarak, onlar bunlar şunlar diye ayırt etmeden, birleştireyim derken bölmeden yolumuzda yürümeye devam edeceğiz.
Ne güzel söylemiş Zülfü Livaneli;
"Bu dünyada sana kötülük yapmak isteyen insanlar çıkacak karşına, ama unutma ki iyilik yapmak isteyenler de çıkacak. Kimi insanın yüreği karanlık, kimininki aydınlıktır. Geceyle gündüz gibi! Dünyanın kötülerle dolu olduğunu düşünüp küsme, herkesin iyi olduğunu düşünüp hayal kırıklığına uğrama! Kendini koru... insanlara karşı kendini koru!"
Bu zorlu yolculukta Allah bize iyilik kervanından ayrılmadan yürümeyi nasip etsin.
Ben okuma yazması olmayan, ömrü çocuklarını okutup ülkeye faydalı bireyler yapmak için geçirmiş "GÜÇLÜ" bir annenin kızı olarak, güçlü olmanın önce "İYİ" olmaktan geçtiğini öğrenerek büyümüş bir Türk kadınıyım...
Bayramınız bayram olsun...

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Emine Yağmur - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Baba Haber Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Baba Haber hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Baba Haber editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Baba Haber değil haberi geçen ajanstır.